Yukarıda ayrıntıları belirtilen mahkeme kararının süresi içinde istinafen incelenmesi davacı tarafından talep edilmekle, görevlendirilen Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra heyetçe yapılan müzakere sonucunda duruşma açılmaksızın gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan takipte İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olmadığını, yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yerine göre Gölköy/Ordu icra daireleri olduğunu ileri sürerek yetki itirazının kabulü ile takibe konu alacak için Ordu icra müdürlüğünün yetkili olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: senette yetkili olduğu belirtilen yerde, genel yetki kuralı olan borçlunun yerleşim yerinde, birden fazla borçlu olması halinde bunların yerleşim yerlerinden birinde, senetteki ödeme yerinde ve düzenleme yerinde takip yapılabileceğini, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını savunarak davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme; davacı borçluya ödeme emrinin Gölköy/Ordu adresinde 29/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, dayanak bonolarda ayrıca keşide yeri bulunmadığı, İstanbul’a ilişkin yetki şartı bulunduğu, HMK’nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesine göre yetki şartının geçersiz olduğu, somut olayda, takip konusu bono için Gölköy İcra Müdürlüğü ve Bakırköy İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu, takibin yetkili icra dairesinde açılmadığı, ancak HMK’nın 19/2. maddesine göre yetki itirazında bulunanın, yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerektiği, aksi halde geçerli bir yetki itirazının varlığından söz edilemeyeceği, davacı borçlunun dava dilekçesinin “Netice-i Talep” kısmında, Ordu İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirttiği, bu durumda HMK 19/2 maddesine göre davacı borçlu yetkili icra dairesini doğru olarak göstermediğinden geçerli bir yetki itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davacının yetki itirazının reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yetkili icra dairelerinin GÖLKÖY/ORDU icra daireleri olduğunun açık ve net bir şekilde beyan edildiğini, bu beyanın dava dilekçesinin izahat kısmının 2 ve 3. bendinde ”Müvekkilim, …………. Gölköy / ORDU adresinde ikamet etmekte olup, mernis adresi de burasıdır. Takibe konu bono ile ilgili olarak yetkili icra müdürlüğü; İİK 50 uyarınca GÖLKÖY / ORDU İcra Müdürlükleridir. Davalı / alacaklı yetkisiz olan İstanbul İcra Müdürlüğünde takip başlatmıştır.” şeklinde ifade edildiğini, netice-i talep kısmında Gölköy ibaresinin maddi hata sonucu eksik yazıldığını, dilekçenin tamamı dikkate alınmadan sadece maddi hata kaynaklı eksiklikten red kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HMK’nın 26. maddesi uyarınca; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Anılan ilke, usul hukukunda taleple bağlılık olarak adlandırılmaktadır. Tarafların davadaki taleplerinin ne olduğu dilekçelerin bütünü dikkate alınmak suretiyle taraf iradesine uygun olarak tespit edilmeli, dilekçede çelişkinin mevcut olması halinde bu çelişki giderilmeden sonuca gidilmemeli, ayrıca çelişkinin beşeri ve maddi hatadan kaynaklanmış olma ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Somut olayda; davacı vekili yetki itirazında bulunarak dilekçe içeriğinde yetkili icra müdürlüğünün Gölköy/Ordu icra müdürlüğü olduğunu belirtmiş, ancak dilekçenin neticei talep kısmında ise Ordu İcra Müdürlüğüne yetkisizlik kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, dilekçe içeriğinde yer alan talep ile neticei talep kısmında yer alan talep sonucu arasındaki çelişki giderilmeden, davanın karara bağlanması doğru değildir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde bu çelişkiyi giderecek şekilde beyanda bulunmuştur. O halde davacının dava dilekçesinin neticei talep kısmında Ordu İcra Müdürlüğünü yetkili olarak göstermesinin maddi hataya dayandığı iddiasının, somut olaya uygun olduğu dikkate alınarak, yetki itirazının Gölköy İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu gösterilmek suretiyle yaptığı, itirazın geçerli ve usulüne uygun olduğu kabul edilmelidir.
Bu kapsamda davacının yetki itirazının esası incelendiğinde ve ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere;
İİK’nın 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca, senede dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK’nın 6. mad.), senette öngörülen ödeme yerinde, ancak, TTK’nın 689/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen senette, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, senedin tanzim yerinde icra takibi yapılabilir. Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar, aranacak alacaklar niteliğinde olduğundan, bu alacaklar için TBK’nın 89/1 maddesi uygulanmaz. Yani kambiyo senedi alacaklısı, kendi yerleşim yerinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapamaz. Buna karşılık bononun düzenleme yerinde takip yapabilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı borçlunun yerleşim yeri adresinin (Gölköy/Ordu) olması, senedin tanzim yerinin “Bağcılar/İstanbul (Bağcılar İlçesi Adli Yargı yönünden Bakırköy İcra Müdürlüğüne bağlıdır)” itibarı ile takipte İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olmadığı açıktır.
Diğer taraftan takip dayanağı bonoda keşideci ve lehtar gerçek kişi olup dosyada tacir olduklarına ilişkin belge bulunmadığına göre, İstanbul İcra Dairelerinin yetkili kılındığına dair yetki kaydı geçersizdir.
Bu bağlamda, yukarıda açıklandığı üzere, takip konusu bono için Gölköy İcra Müdürlüğü ve Bakırköy İcra Müdürlüğü yetkilidir. Davacının, Gölköy İcra Müdürlüğünü yetkili icra müdürlüğü olarak gösterdiği anlaşıldığından yetki itirazı geçerli ve haklıdır.
O halde takip yetkili icra dairesinde başlatılmadığından, davacının yetki itirazının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının yetki itirazının kabulüne, İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkisizliğine, yetkili icra müdürlüğünün Gölköy İcra Müdürlüğü olduğuna karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ….. Esas -….. Karar sayılı, 02/11/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
1-Davacının yetki itirazının KABULÜNE, davacı yönünden İstanbul İcra Müdürlüğünün YETKİSİZLİĞİNE, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde davacı/borçlu yönünden takip dosyasının tefriki ile yetkili GÖLKÖY İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Alınması gerekli olan 80,70-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubuna ve 21,40-TL bakiye harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 86,50-TL başvuru ve peşin harç masrafı, 5,50-TL tebligat, posta masrafı olmak üzere toplam 92,00-TL ilk derece yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 1.050,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde talep beklenilmeksizin yatıranlara iadesine,
II-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL istinaf peşin karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine iadesine,
III-Davacı tarafından yatırılan 162,10 -TL istinaf başvuru harcı, 54,50 -TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 216,60 -TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere neticesinde HMK’nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

